Her bayramda aynı polemik… Kurban kesmek Kur’an’da var mı yok mu

Kurban Bayramı nedeniyle her yıl olduğu gibi bu yıl da “Kurban kesmek farz mı, değil mi?”, “Kurban kesmek Kur’an’da var mı, yok mu?” tartışmaları yeniden başladı.

İlahiyatçı İhsan Eliaçık sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Kurban kesmek diye bir farz yok” ifadelerini kullandı.

İhsan Eliaçık’ın konuyla ilgili görüşleri şöyle:

“Kurban kesmek diye bir farz yok. Her yıl olduğu gibi herkese kansız, kurbansız bayramlar diliyorum. Şiddetin her türlüsünü bitirin, hayvan kanı akıtmayın, hele Allah için sakın bunu yapmayın. Parasını ihtiyaç sahiplerine infak edin (verin, dağıtın).

“Kurban bayramı” tabiri direk hayvan kesimini çağrıştırdığı için yanlış. Buna ‘qurban= qarip qureba’ bayramı denmelidir. Çünkü bu bayram fakir fukara ve garip gurebanın günleridir. Peygamber bayrama, ilk günü sabah garibanlarla kalvaltı ile başlardı.

Kurban bayramının asıl adı Büyük Ziyaret/Toplantı (Hacc-ı ekber) günleridir. Dünyanın dört bir yanından hacılar bugünlerde Kabe’de buluşur. Bu büyük buluşmaya Hacc-ı Ekber denmiştir ve hacılar dağılana kadar 4 gün sürer. Bayram (ı’yd) diye buna denir.

Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat O’na sizin takvanız ulaşır.” (Hacc 37). Ulaşmaz değil; vurguyla ‘asla’ ulaşmaz (len yenâle) diyor et, kan, bağırsak, dana, deri hiçbiri ‘asla’ ulaşmaz…

Soru: Peki o halde neden kesip duruyorsunuz?

Kurbanlarınızın sayısı çokmuş, Bana ne diyor Rabb; Yakmalık koç sunularına, besili hayvanların yağına doydum.. Boğa, kuzu, teke kanı değil istediğim.. Buhurdan iğreniyorum.. bayramlarınızdan nefret ediyorum…” (Tevrat: Yeşaya; 1/10-20)”

Eski CHP Milletvekili Şerafettin Turpcu ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımdan Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün “İslam dininin, Kur’an dininin hayvan kesmek diye bir ibadeti yoktur!” sözlerine yer verdi.

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK NE YAZMIŞTI

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk 1999 yılında yazmış olduğu bir makalesinde Kurban kesmekle ilgili şunları yazmıştı:

“1. Kurban kesmek, Kuran’ın açık beyanıyla, bir ibadet değildir; sosyal yardımlaşmanın bir türüdür. Kurban, İslam terminolojisinde infak (yoksula ve yoksuna yardım, sahip olunandan başkalarına pay çıkarma) denen ve Kuran’da altı sık sık çizilen paylaşmanın çok geniş çerçevesi içinde yer alan bir yardımlaşma şeklidir. Yardım ulaştırmada bir araçtır. Bu aracın yerine başka araçlar da konabilir.

Ama, örneğin namaz ve oruç gibi ‘‘bizatihi ibadet’’ olan farzlarda durum farklıdır. Onların yerine başka bir şeyi koyarak farzı eda etmiş olamazsınız. Bizzat din koyucunun açık bir beyanı olması durumu müstesna… Oysa ki, kurbanın da içinde yer aldığı infakta, yardımın muhatabını dikkate alarak çok değişik paylaşımlar ve katkılar işletilebilir. Önemli ve değişmez olan tek şey infak, yani muhtaç olana yardım ve destektir. Şöyle veya böyle, şunu veya bunu vererek…

Esasen, geleneksel fıkıh da bunu, örtülü bir biçimde kabullendiği içindir ki, kurbanı farz bir ibadet olarak görmemiştir. Kurban ameliyesinde ibadet olan, yoksula yardımdır. Yoksulun korunması, ona et vermek yerine başka bir şey vermekle daha iyi sağlanacaksa, o şeyi kurbana tercih etmek gerekir. Zaten kurban, Allah’ın hoşnutluğuna vesile olan şey anlamındadır ve kurban bu anlamda tüm ibadetlerin ortak adı olarak kullanılmaktadır. O halde, örneğin ameliyat parası bulamayan bir yoksula kurban eti yerine o parayı vermek, Kuran’a göre daha üstün bir ‘‘kurban’’ olacaktır.

Kısacası, kurban bayramı, yoksulun ve yoksunun imkán sahiplerinin varlıklarından pay aldığı bayramdır, hayvan kesimi bayramı değil.

Allah’a, Kuran’ın gösterdiği yoldan yaklaşmak isteyenler artık kurban bayramlarında, çevrelerindeki yoksulların en acil ihtiyaçları neyse onu aramalı, sormalı ve kurbanlarının tutarını yoksulların o ihtiyaçlarını gidermek için harcamalıdırlar. Bunda başarılı olamayanlar, kurban paralarını Kızılay gibi, Mehmetçik Vakfı gibi, bağışın her kuruşunu en güzel biçimde yoksula, şehit ailelerine ileten kuruluşlara ‘‘hayvan kesimi istemiyoruz’’ kaydıyla vermelidirler.

2. ‘‘Kurban farz ibadet değilse de sünnet bir ibadettir’’ yolunda bir iddia da tutarlı olamaz. Böyle bir iddia sadece kurban konusunda değil, öne sürüldüğü tüm alanlarda tutarsızdır.

Sünnetten söz etmek için öncelikle Kuran’da onun dayandığı bir farzın bulunması gerekmektedir. Kurban farz olmadığına göre, böyle bir durumdan söz edilemez. Söylenecek olan şudur: Kurban, farz olan infakın yer, zaman ve imkánlara uygun biçimde yerine getiriliş şekillerinden biridir. Uygulanan şekli, yoksulun ihtiyaç durumu belirleyecektir.

O halde ‘‘sünnet ibadet’’ deyimi, bilimsel olmaktan uzak bir deyimdir. Kuran dininin verilerine de ters düşmektedir.

3. Yasa koyucu, hiç vakit kaybetmeden, hayvanların modern uyuşturma yöntemleriyle kesimini zorunlu hale getirmelidir. Uyuşturarak kesim, hayvanı öldürmemekte, sadece acı duymasını önlemekte, ölüm yine kanın akması suretiyle vücut bulmaktadır. Uyuşturarak kesmenin ‘‘şer’i’’ olmadığı yolundaki yobaz fısıltısına itibar etmenin politik çıkardan başka hiçbir gerekçesi olamaz.”

DİYANET İŞLERİ BAŞKANI ‘FARZ DEĞİL’ DEDİ TARTIŞMA BAŞLADI

Dönemin Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, 2004 yılında katıldığı bir televizyon programında, “Kurban kesen kişiler, sevap kazanır, kesmeyenlerin ise günahı yoktur. Kurban kesmek farz değil, herkes kesmek zorunda değil” diye görüş belirtmesi kurbanla ilgili tartışmaları yeniden alevlendirmişti. Diyanet işleri eski Başkanı Lütfü Doğan, Bardakoğlu’nun bu görüşüne karşı çıkarken, diğer ilahiyatçılar kurban kesmenin zorunlu olmadığım savunmuştu.

İşte ünlü ilahiyatçıların konuyla ilgili görüşleri..

Prof. Dr. Süleyman Ateş: Farz değildir ama vaciptir

Kuran-ı Kerim’de kurban kesmenin farz olduğunu söyleyen hüküm bulunmamaktadır. Ancak hanefilerin bir kısmına göre kurban, farzın altında bir derece olan vaciptir. Fakat bu konuda hanefiler arasında da bir oy birliği yoktur. Ayrıca bayramda kurban kesmenin halk tarafından ‘farzmış’ gibi algılanmasının sebebi, cami imamlarının sürekli, ‘Kurban kesin’ demesidir. Onlar da deri toplamayı düşündükleri vatandaşları kurban konusunda böyle telkin etmektedir.

Prof. Dr. Zekeriya Beyaz: Yardım etmek daha faydalı

Türkiye’de hasta olduğu halde ilaç alamayan, fakir olduğu için karnını doyuramayan çok sayıda insan vardır. Bu nedenle hali vakti yerinde olan vatandaşların bir kısmı kurban keserken, diğerleri ise kurban bedelini fakirlere vermelidir. Bu kurban kesmekten daha faydalı olacağından, sevap da kazanacaktır.

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk: ‘Kan akıtın’ emri yoktur

Kurban farz değil sünnettir. Maddi durumu yerinde olan kişilere sünnet olan kurban, fakirlere yardım için kesilmektedir. Kuran’da ‘Hayvan kes’ diye 1 emir yoktur. Yoksula yardımdan söz edilmektedir.

Bu yardımın uygulama biçimi et dağıtmak şeklinde de olabilir. Ama ameliyat olması gereken bir adama et vermek, ona ne kadar fayda sağlayabilir ki?

Ali Bardakoğlu: (Diyanet İşleri Başkanı): Kesin hüküm bulunmamaktadır

Kurbanla ilgili açık bir hüküm yoktur… İslam bilginlerinin büyük çoğunluğu sünnettir demiştir. Sırf farz olduğu şeklinde yanlış anlama olmasın diye kurban kesmeyen bü yük sahebeler vardır. Hz. Ömer, Hz. Ebubekir gibi.. Durumu iyi olanlar keser. Bu da sünnet namazı gibi, vitr namazı gibi algılanır.

Lütfü Doğan (Diyanet eski Başkanı): Kesmeyen günaha girer

Bazı İslam alimlerinin kurban kesmenin sünnet olduğunu söylemesine karşın vacip olduğunu düşünüyorum. Maddi durumu iyi olan her müslüman için vaciptir. Din büyüklerimizin dinin hükümlerinden anladığı budur. Şartları mevcut olan herkes kurban kesmeli. Uygun olduğu halde kurban kesmeyen günahkâr olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.