Yeni Türlerin Oluşması Mümkün mü?

Charles Darwin, evrimin ürettiği birbirinden çeşitli formları inceledi ve bugün içinde yaşadığımız gezegen, bu tahmini 1 trilyon türle ve formla dolu. Peki bu sayısız türün evrimleşmesi ne kadar sürdü dersiniz? Detaylar içeriğimizde… ?

Kaynak: https://www.livescience.com/how-long-…

Milyonlarca türün var olduğu gezegenimizde zamana ve koşullara bağlı olarak yeni türler de ortaya çıkıyor. Ancak bu zamanı ve süreci kesin olarak tespit etmek mümkün müdür?

Bu sorunun cevabı sayısız türe göre değişiyor.  

Los Angeles’taki California Üniversitesi’nde ekoloji ve evrimsel biyoloji profesörü olan Thomas Smith, cevabın ‘taksonlara ve çevresel koşullara bağlı olarak’ yaşam formları arasında büyük farklılıklar gösterdiğini söylüyor.

En önemlisi, evrim kalıtsal değişikliklerle gerçekleştiği için, bir canlının üreme hızı veya oluşum süresi, (türleşme hızı olarak bilinen) yeni türlerin oluşma hızını sınırlar.

Örneğin, New York’taki Amerikan Doğa Tarihi Müzesi’ne  göre bakteriler çok hızlı üredikleri, birkaç dakikada veya saatte bir ikiye bölündükleri için yıllar hatta günler içinde yeni çeşitlere dönüşebilirler.

Smith, hangi bakteri çeşitlerinin yeni türler olarak sayıldığını belirlemenin zor olabileceğine dikkat çekiyor.

Bilim insanları, türleri çiftleşip çiftleşemeyeceklerine göre tanımlıyorlar ancak bakteriler için aynısı mümkün değil çünkü cinsel olarak üremiyorlar. 

Bununla birlikte, 2008 yılında yapılan bir araştırma, onlarca yıldır gözlemlenen bir E.coli (koli basili) bakterisinin, oksijenli bir ortamda sitratı besin kaynağı olarak kullanma yeteneğini geliştirdiğini ortaya koydu. Bu da yeni bir türün başlangıcını temsil ediyor aslında.

Poliploidi olarak bilinen bir fenomendeki bitkiler, tüm genomlarını tohumlarda çoğaltabilir, bu da her kromozomun ek kopyalarına ve her bir nesilde yeni bir türe neden olabilir.

Smith, ortaya çıkan üreme izolasyonunun otomatik olarak yeni bir tür oluşturduğunu belirtiyor.

Birçok bitki kendi kendine ürediği için, yeni poliploid organizma yeni türlerin daha fazlasını yaratmaya devam edebilir. UCSB, ‘Bitkiler genellikle kendi kendine gübrelenir, bu nedenle daha sonra bütün bir popülasyonu başlatabilir’ diyor.

Hayvanlar aleminde bile, özellikle hızlı üreyen böcekler arasında olan türleşme, insan tarafından gözlemlenebilir zaman ölçeklerinde gerçekleşebilir.

Örneğin ‘elma kurtçuk sinekleri’ (Rhagoletis pomonella) alıç bitkileriyle beslenir, ancak bazıları 1800’lerin ortalarında ABD’nin Kuzeydoğusuna geldikten sonra elmalarla beslenmeye başlamıştır. 

O zamandan beri, 2006 yılında yapılan bir araştırmaya göre, iki grup üreme yoluyla izole edildi. Bu fiziksel engelleri olmayan bir türleşmenin ilk adımı olarak görülüyor.

Türleşme genellikle omurgalılarda daha yavaş gerçekleşir ancak hızlı gerçekleşme ihtimali de vardır elbette.

Science dergisinde 2017 yılında yapılan bir araştırma, bir Galapagos ispinozunun yeni bir adaya göç ettiğini ve yerli bir kuşla birlikte yetiştirildiğini ve üç kuşak içinde üreme açısından izole edilmiş yeni bir soy ortaya çıktığını bildirdi. 

İsveç’teki Uppsala Üniversitesi’nde bir genetikçi olan Leif Andersson, bu soy, türlerin melezleştirilmesi yoluyla türleşmenin çok hızlı başlatılmasını temsil edebilir. Andersson da, bu durumu yeni bir türün nasıl oluşabileceğinin olası bir senaryosu olduğunu belirtiyor.

Smith’e göre, omurgalılar arasında tam türleşme için hız rekoru büyük olasılıkla Afrika’daki Victoria Gölü’nde görülen ciklet balıklarına ait.

Bu balıklar, 12 bin yıldan daha kısa bir süre önce tek bir türden 300 türe ayrıldı. 2000 yılında yapılan bir araştırma gibi bazı araştırmalar bu süreci araştırdı; ciklet türleşmesinin olağanüstü boyutta olduğu görüldü.

Smith, türleşme süreleri için bir üst sınır bulmak adına fiziksel engeller nedeniyle oluşan türleşmeye bakılması gerektiğini söylüyor. Örneğin, daha önceden Amerika’da bulunan boa yılanları ve Afrika ve Asya’ya özgü pitonlar, Güney Amerika’nın Afrika’dan ayrılmasından sonra farklılaştı. Smith, bunun muhtemelen kıtasal bölünmeden tam türleşmeye kadar milyonlarca yılı temsil ettiğini söylüyor.

Andersson, ortalama veya en yaygın türleşme zamanını adlandırmanın zor olduğunu, ancak bilim insanlarının en son ataları tahmin edebileceklerini ve bunun bir fikir verebileceğini söylüyor.

2015 yılında yapılan bir çalışma ise başka bir tahmin ortaya koydu. Araştırmacılar, 50 binden fazla türden elde edilen verilere dayanarak (buna çok az bakteri dahil olsa da), türleşmenin genellikle 2 milyon yıl boyunca mutasyonların birikimini gerektirdiğini buldular. Bu, omurgalılar, eklem bacaklılar ve bitkiler için geçerliydi.

Ancak diğer araştırmacılar, yine de bu tür örneklerin birçok varsayım gerektirdiğini belirtiyorlar.

Smith, bilim insanlarının genel olarak türleşmeyi yavaşlatan veya hızlandıran faktörler (yani çevresel faktörler ve üreme bariyerleri) konusunda daha sağlam bir temele sahip olduklarını söylüyor. 

‘Tüm türler arasında seçim baskısı ne kadar büyük ve gen akışı ne kadar az olursa, türleşme olasılığı o kadar artar.’ diye de belirtiyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir